18 Nisan 2015 Cumartesi

UYUŞMAZLIK

hiçbir şeyin zafer diye haykırmadığı
tarih okumadığı
hiçbir şeyin
çiçek ekmediği
eski bir evde oturuyorum

bazen saatim düşer
bazen güneşim alev almış bir tanktır

ordularını istemiyorum
senin
ya da
öpüşlerini
ya da
ölümünü
benimkiler bana 
yeter

ellerim kollarım var
kollarımın omuzları var
omuzlarımın beni var
ben bana aidim
ben sana aidim beni görebildiğinde
fakat beni görmenden
hoşlanmıyorum

başımda gözlerimin olduğu
ve yürüyebildiğimi
görmeni istemiyorum
sorularını
yanıtlamak istemiyorum
seni eğlendirmek
istemiyorum
beni eğlendirmeni 
ya da tiksindirmeni 
ya da herhangi bir konuda konuşmak 
istemiyorum

seni sevmek
istemiyorum

seni kurtarmak
istemiyorum

kollarını istemiyorum
omuzlarını
istemiyorum

ben benimim
sen de senin

öyle 
kalsın.




- ( Günler Tepelerden Aşağı Koşan Vahşi Atlar Misali ; S: 64/65 )

7 Nisan 2015 Salı

YAŞAMAK Kİ ADİLCE

ve aşk iki kez geldiğinde
ve iki kez yalan söylediğinde
bir daha asla sevmemeye karar verdik,
böylesi adilaneydi,
bize ve aşkın kendisine.

ne merhamet dileniriz ne de
mucize;
yaşayacağız,
öleceğiz, sinek
öldüreceğiz, bok maçlarına
ve hipodromlara gideceğiz, hayatımızı
sırf talih ve yetenekle sürdüreceğiz.



- ( Kimse Bilmez Ne Çektiğimi ; Arka Kapaktan )

24 Mart 2015 Salı

ŞANSTSAL

   "Kadınlardan yana şanslı olmanız gerek, çünkü onlarla çoğunlukla tesadüfen tanışıyorsunuz. Bir köşeden sağa dönerseniz şu kadınla; sola dönerseniz bu kadınla karşılaşırsınız. Aşk bir rastlantı çeşididir. Nüfus hep beraber hareket edip durur ve iki insan her nasılsa karşılaşır. Belirli bir kadını sevdiğinizi söyleyebilirsiniz, ama çok daha fazla sevebileceğin, tanışmadığın bir kadın vardır. Bu yüzden şanslı olmalısınız diyorum."


- ( JEAN-FRANÇOİS DUVAL/ BUKOWSKİ VE BEAT KUŞAĞI , S:77 )


15 Mart 2015 Pazar

benim

topak gibi yatıyor
başının oluşturduğu büyük boş dağı
hissedebiliyorum.
ama canlı. esniyor
burnunu kaşıyor
yorganı başına çekiyor.
birazdan ona iyi geceler öpücüğü vereceğim
ve uyuyacağız.
ve çok uzakta İskoçya var
ve yerin altında
sincaplar koşturur.
gecenin içinde motor sesleri duyuyorum
ve beyaz bir el dönüp duruyor
gökyüzünde;
iyi geceler, canım, iyi geceler.

-( Günler Tepelerden Aşağı Koşan Vahşi Atlar Misali, S:11 )

14 Şubat 2015 Cumartesi

MÜTEMADİYEN İKİNCİ

   Her gece hasta gidiyorduk işe... ikimize özel şakaydı sanki. Her gece yine sarhoş oluyorduk. Yoksul adam içmez de ne yapar? Kızlar alelade işçilerle ilgilenmezler; doktorlar, bilim adamları, avukatlar, iş adamlarıdır onların avları. Ancak onlar işlerini bitirdikten sonra sıra bize geliyordu -kullanılmış, deforme, hasta  ve kaçıklar düşüyordu payımıza. Bir süre sonra ıskartalara fit olmaktansa vazgeçiyordun. Ya da vazgeçmeye çalışıyordun. İçkinin yararı oluyordu.

- (KASABANIN EN GÜZEL KIZI, SAYFA:203
)


BOŞ KALABALIK

   O gece işten sonra yakın bir bara gittik. Benim gibiydi, yemek yemeyi düşünmüyordu, erkekler yemeği düşünmez. Aslında fabrikanın en güçlü erkekleriydik ama hiç üstünde durmazdık bunun. Yemek yemek sıkıcıydı işte. Barlardan da bayağı sıkılmıştım o dönem -onları cennete götürecek kadının içeri girmesini bekleyen geri zekalı ve yalnız erkekler sürüsü. Hipodrom ve bar kalabalığı en can sıkıcı kalabalıklardır. Hele erkeklerden oluşmuşsa. Sürekli kaybeden ve bir türlü durup toparlanamayan kerizler. Ve ben tam ortalarındaydım.

- (KASABANIN EN GÜZEL KIZI, SAYFA:201)


2 Şubat 2015 Pazartesi

O, PİTİ PİTİ, KARAMELA SEPETİ

   Adolf Hitler hayatta olsaydı olanlara epey gülerdi sanıyorum.
   işte, siyaset ve dünya meseleleri hakkında söylenecek bir şey mi var? Berlin krizi, Küba krizi, casus uçakları, casus gemileri. Vietnam, Kore, kayıp hidrojen bombaları. Amerikan kentlerinde ayaklanmalar. Hindistan'da açlık, Kızıl Çin'de faili meçhuller? İyi adamlar ve kötü adamlar var mı gerçekten. hep yalan söyleyenler ve hiç yalan söylemeyenler. bir gece düzüşürken ya da sıçarken ya da çizgi film roman okurken ya da pul defterine pul yapıştırırken bizi paramparça edecek bir ışık eve ısı patlaması olacak mı? ani ölüm yeni bir şey değildir, kitlesel ani ölüm de aynı değil. ama ürünü geliştirdik; yüzyılların bilgisi, kültürü ve keşfi var elimizde yararlanabileceğimiz; kütüphaneler tıka basa kitap dolu; başyapıt oldukları varsayılan tablolar milyonlarca dolara alıcı buluyor; tıp kalp naklini gerçekleştirdi; sokaklarda akıllıyı deliden ayırmak mümkün değil ve birden, bir kez daha, hayatlarımızın geri zekalıların elinde olduğunu görüyoruz. bombalar patlayabilir; bombalar hiç patlamayabilir. o, piti piti, karamela sepeti...
   şimdi, sevgili okurlar, izninizle fahişelere ve atlara ve içkiye dönmek istiyorum henüz vakit varken. bu konular ölümü de içeriyorsa, kanımca, insanın kendi ölümünden sorumlu olması, ölümün Özgürlük, Demokrasi, İnsanlık, Milliyetçilik ve/veya diğer palavraların bir sonucu olarak gelmesinden çok daha az rahatsız edicidir.
   ilk koşu, 12:30. ilk içki, hemen. fahişeler, hep varlar nasıl olsa. Clara, Penny, Alice, Pathy...
   o, piti piti, karamela sepeti...

- (KASABANIN EN GÜZEL KIZI, SAYFA:172)