tırabzan parıldarken
erken sabah güneşinde
tükeniyor günler
düşlerimizde bile
rahat yok.
kırık anları yapıştırmaktan
başka bir şey gelmiyor
elden.
varolmak bile
bir zaferse
şüphe edilmez
talihin inceldiğinden
ölüme götüren
ince bir kan sızıntısından daha ince.
hüzünlü bir şarkıdır hayat:
çok fazla ses
duyduk
çok fazla yüz
çok fazla vücut
gördük
ve en kötüleri yüzlerdi:
kimsenin anlayamadığı iğrenç
bir şaka.
barbarca, manasız günlerin birikimi
kafatasında;
kuru bir portakaldır
gerçek.
plan yok
çıkış yok
tanrısallık yok
mutluluğun serçesi
yok.
hiçbir şeyle kıyaslayamayız
hayatı -kasvet
basar.
göreceli olarak,
cesaretten yana sıkıntımız
olmadı
ama, en iyi zamanlarda bile
olasılıklar düşük,
daha da kötüsü
sabitti.
ve daha da kötüsü:
biz hayatı boşa harcamamış
hayat bizim üstümüze boşa
harcanmıştı:
ışığa ve karanlığa
hapsolmuş
çıkarız
Rahim'den
yakalanmış ve uyuşmuş
ılıman kuşakta yalnız
aptal ıstırabımızda
şimdi
tırabzan parlarken
erken sabah güneşinde
tükeniyor günler
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 144 / 145 / 146 )
8 Ocak 2017 Pazar
25 Aralık 2016 Pazar
SOYULMUŞ
ben bittim,
kulbu bulamıyorum,
çok fazla soyulmuşum
hiçliğin arka sokaklarında,
çok fazla merhametsiz
akşam geçirmişim, yetmezmiş
gibi bir takıntı ölümcül
kadınlara.
ben
bittim. sarın
beni, paketleyin,
Normandy'nin kuşlarına
ya da Santa Monica'nın
martılarına
fırlatın,
artık okumuyorum,
artık
üremiyorum,
tel örgünün üstünden
yaşlı adamlarla
muhabbet ediyorum.
intihar kompleksimin çözüldüğü
nokta bu mu? :birinin bana
telefonda sorduğu soru şu:
Kerouac'la hiç karşılaştın mı?
otobanlarda beni geçmelerine izin veriyorum artık.
15 yıldır kimseyle yumruk yumruğa gelmedim.
gecede üç kez işemeye kalkıyorum.
ve sokakta bir yosma gördüğümde
tek gördüğüm
bela.
ben
bittim, başladığım yere
döndüm, tek başıma içiyor
ve klasik müzik
dinliyorum.
ölümle ilgili asıl mesele hazırlanmak.
bir kaplan yürüyor düşlerimde.
ağzımdaki sigara patladı.
tuhaf şeyler hala
oluyor.
hayır, Kerouac ile hiç karşılaşmadım.
gördünüz mü?:
tamamen
boşa
geçmemiş
ömrüm.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 134 / 135 )
kulbu bulamıyorum,
çok fazla soyulmuşum
hiçliğin arka sokaklarında,
çok fazla merhametsiz
akşam geçirmişim, yetmezmiş
gibi bir takıntı ölümcül
kadınlara.
ben
bittim. sarın
beni, paketleyin,
Normandy'nin kuşlarına
ya da Santa Monica'nın
martılarına
fırlatın,
artık okumuyorum,
artık
üremiyorum,
tel örgünün üstünden
yaşlı adamlarla
muhabbet ediyorum.
intihar kompleksimin çözüldüğü
nokta bu mu? :birinin bana
telefonda sorduğu soru şu:
Kerouac'la hiç karşılaştın mı?
otobanlarda beni geçmelerine izin veriyorum artık.
15 yıldır kimseyle yumruk yumruğa gelmedim.
gecede üç kez işemeye kalkıyorum.
ve sokakta bir yosma gördüğümde
tek gördüğüm
bela.
ben
bittim, başladığım yere
döndüm, tek başıma içiyor
ve klasik müzik
dinliyorum.
ölümle ilgili asıl mesele hazırlanmak.
bir kaplan yürüyor düşlerimde.
ağzımdaki sigara patladı.
tuhaf şeyler hala
oluyor.
hayır, Kerouac ile hiç karşılaşmadım.
gördünüz mü?:
tamamen
boşa
geçmemiş
ömrüm.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 134 / 135 )
NEYE DOKUNSAN
eski bir New Orleans pansiyon odasında elbiselerini giyerdin,
sen ve depocu çocuk ruhun,
sonra küçük yeşil el arabanı iterek senin
farkında bile olmayan tezgahtar kızların önünden
geçerdin, minik ve dikdörtgen beyinleri ile daha
büyük şeylerin düşlerini kuran
kızların.
ya da Los Angeles, yedek parça fabrikasındaki
sevkiyat memurluğundan dönüp asansörle 312 numaraya
çıkar ve akşamın altısında yatağa uzanmış sarhoş
bulurdun kadınını.
onları seçmeyi bilemedin hiçbir zaman, artıkları,
kaçıkları, alkolikleri, hapçıları buldun hep.
belki de bulabileceklerinin onlardan ibaretti, onların da
bulabilecekleri senden.
barlara takılıp başka kaçıklar, alkolikler,
hapçılar buldun. topuklu ayakkabıların içindeki
bir çift zarif bilek aklını başından
almaya yeterdi.
yayların üstünde hoplayıp zıpladın onlarla
hayatın sırrını
keşfetmişçesine.
sonra tezgahtar Larry'nin koca göbeği ve minik
gözleri ile yanına geldiği gün vardı, sürekli
ıslık çalardı Larry.
ıslığı kesip sen sevkiyat masasında çalışırken
başına dikilmişti.
sonra sallanmaya başlamıştı ileri geri, böyle bir
alışkanlığı da vardı, sen çalışırken başına
dikilip sallanır ve seni seyrederdi, şu şakacı
tiplerden biri, bilirsiniz,
ve gülmeye başlamıştı, sen akşamdan kalma ve
traşsızdın ve yırtık bir gömlek vardı üstünde.
"ne var, Larry?" diye sormuştun.
"Hank, neye dokunsan boka dönüyor!" demişti.
tartışacak bir şey yoktu.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 106/ 107/ )
sen ve depocu çocuk ruhun,
sonra küçük yeşil el arabanı iterek senin
farkında bile olmayan tezgahtar kızların önünden
geçerdin, minik ve dikdörtgen beyinleri ile daha
büyük şeylerin düşlerini kuran
kızların.
ya da Los Angeles, yedek parça fabrikasındaki
sevkiyat memurluğundan dönüp asansörle 312 numaraya
çıkar ve akşamın altısında yatağa uzanmış sarhoş
bulurdun kadınını.
onları seçmeyi bilemedin hiçbir zaman, artıkları,
kaçıkları, alkolikleri, hapçıları buldun hep.
belki de bulabileceklerinin onlardan ibaretti, onların da
bulabilecekleri senden.
barlara takılıp başka kaçıklar, alkolikler,
hapçılar buldun. topuklu ayakkabıların içindeki
bir çift zarif bilek aklını başından
almaya yeterdi.
yayların üstünde hoplayıp zıpladın onlarla
hayatın sırrını
keşfetmişçesine.
sonra tezgahtar Larry'nin koca göbeği ve minik
gözleri ile yanına geldiği gün vardı, sürekli
ıslık çalardı Larry.
ıslığı kesip sen sevkiyat masasında çalışırken
başına dikilmişti.
sonra sallanmaya başlamıştı ileri geri, böyle bir
alışkanlığı da vardı, sen çalışırken başına
dikilip sallanır ve seni seyrederdi, şu şakacı
tiplerden biri, bilirsiniz,
ve gülmeye başlamıştı, sen akşamdan kalma ve
traşsızdın ve yırtık bir gömlek vardı üstünde.
"ne var, Larry?" diye sormuştun.
"Hank, neye dokunsan boka dönüyor!" demişti.
tartışacak bir şey yoktu.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 106/ 107/ )
18 Aralık 2016 Pazar
ÇEKİK PERDE
en sevdiğim yanın
dedi hatun bana
kabalığın -
şu haline bak
elinde bira
ağzında puro
oturmuşsun
kirli ve kıllı göbeğin
gömleğinden dışarı fırlamış.
ayakkabılarını çıkarmışsın
sağ çorabın delik
koca başparmağın görünüyor.
beş günlük
sakal var suratında
dişlerin sarı
kaşların
aşağı sarkıyor
ve görenin ödünü bokuna
karıştırmaya yetecek kadar
yara izi var yüzünde.
küvetin hep
kirli
telefonun yağ tabakası ile
kaplı
ve buzdolabındaki yiyeceklerin yarısı
çürük.
arabanı hiç bir zaman
yıkamazsın.
bir haftalık gazeteler var
her tarafta.
pornografik dergiler
okuyorsun
ve televizyonun yok
ama
tekele telefonla içki siparişi veriyorsun
bahşişin de dolgun.
ve en iyi
yanın
bir kadını seninle yatmaya
zorlamayışın.
hiçbir şeyle ilgili değilsin
ve sana bir şey söylediğimde
karşılık vermiyor
beni duymamış gibi
enseni kaşıyor
ya da etrafına bakınıyorsun.
lavabonda eski ve ıslak
bir havlu
duvarında
Mussolini'nin
fotoğrafı var
ve hiçbir şeyden
şikayet etmiyorsun
soru sormuyorsun
seni altı aydan beridir
tanıyorum ve
nasıl bir olduğun hakkında
en ufak bir fikrim yok.
çekik bir perde
gibisin
ama en çok da
bu yanını seviyorum senin:
kabalığını:
bir kadın hayatından çıkıp
çabucak unutabilir seni.
seni terkettikten sonra, balım,
ancak YUKARI gidebilir kadın.
aradığı erkeği henüz bulamamış
bir kadın için
bir süre takılınacak
ideal erkek tipisin.
bu .mına koduğumun viskisi
nefis
hadi
Scrabble
oynayalım.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 76/ 77/ 78 )
dedi hatun bana
kabalığın -
şu haline bak
elinde bira
ağzında puro
oturmuşsun
kirli ve kıllı göbeğin
gömleğinden dışarı fırlamış.
ayakkabılarını çıkarmışsın
sağ çorabın delik
koca başparmağın görünüyor.
beş günlük
sakal var suratında
dişlerin sarı
kaşların
aşağı sarkıyor
ve görenin ödünü bokuna
karıştırmaya yetecek kadar
yara izi var yüzünde.
küvetin hep
kirli
telefonun yağ tabakası ile
kaplı
ve buzdolabındaki yiyeceklerin yarısı
çürük.
arabanı hiç bir zaman
yıkamazsın.
bir haftalık gazeteler var
her tarafta.
pornografik dergiler
okuyorsun
ve televizyonun yok
ama
tekele telefonla içki siparişi veriyorsun
bahşişin de dolgun.
ve en iyi
yanın
bir kadını seninle yatmaya
zorlamayışın.
hiçbir şeyle ilgili değilsin
ve sana bir şey söylediğimde
karşılık vermiyor
beni duymamış gibi
enseni kaşıyor
ya da etrafına bakınıyorsun.
lavabonda eski ve ıslak
bir havlu
duvarında
Mussolini'nin
fotoğrafı var
ve hiçbir şeyden
şikayet etmiyorsun
soru sormuyorsun
seni altı aydan beridir
tanıyorum ve
nasıl bir olduğun hakkında
en ufak bir fikrim yok.
çekik bir perde
gibisin
ama en çok da
bu yanını seviyorum senin:
kabalığını:
bir kadın hayatından çıkıp
çabucak unutabilir seni.
seni terkettikten sonra, balım,
ancak YUKARI gidebilir kadın.
aradığı erkeği henüz bulamamış
bir kadın için
bir süre takılınacak
ideal erkek tipisin.
bu .mına koduğumun viskisi
nefis
hadi
Scrabble
oynayalım.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 76/ 77/ 78 )
YÜREĞİN KARTALI
bundan 2000 yıl sonra
hala burada iseler
ne yazacaklar
acaba?
şimdi
cabernet sauvignon içiyorum
Bach dinleyerek: çok tuhaf : bu
sürekli ölüm
bu
sürekli hayat
sigara tutan
elime bakınca
ezelden beri
buradaymışım
gibi geliyor bana.
şimdi
süngü takmış birlikler
komşu kasabaya giriyorlar.
köpeğim, Tony, bana
gülümsüyor.
insanın kendini
nedenini bilmeksizin
iyi hissetmesi ne güzel:
ya da sınırlı olsa bile
seçimi olabilmesi;
ya da biraz aşkı,
nefrete
dönüşmeyen.
güvenin, dostlar, ama tanrılara
değil,
kendinize:
sorma,
anlat
cehennemin
gölgelerinde
ulvi
bir müzik
bekliyor
diyorum
size.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 55/56 )
hala burada iseler
ne yazacaklar
acaba?
şimdi
cabernet sauvignon içiyorum
Bach dinleyerek: çok tuhaf : bu
sürekli ölüm
bu
sürekli hayat
sigara tutan
elime bakınca
ezelden beri
buradaymışım
gibi geliyor bana.
şimdi
süngü takmış birlikler
komşu kasabaya giriyorlar.
köpeğim, Tony, bana
gülümsüyor.
insanın kendini
nedenini bilmeksizin
iyi hissetmesi ne güzel:
ya da sınırlı olsa bile
seçimi olabilmesi;
ya da biraz aşkı,
nefrete
dönüşmeyen.
güvenin, dostlar, ama tanrılara
değil,
kendinize:
sorma,
anlat
cehennemin
gölgelerinde
ulvi
bir müzik
bekliyor
diyorum
size.
- ( Kapalı Bir Kapıdır Cehennem ; S: 55/56 )
YUVARLA ZARLARI
deneyeceksen, sonuna kadar
dene.
yoksa, hiç kalkışma.
deneyeceksen, sonuna kadar
dene.
bu kız arkadaşını, karını, akrabalarını,
işini ve belki de
aklını yitirmene neden olabilir.
sonuna kadar git.
3-4 gün aç kalmak anlamına
gelebilir.
bir park bankında soğuktan tir tir
titremek anlamına gelebilir.
kodes anlamına gelebilir.
hor görülme,
alay
ve tecrit
anlamına gelebilir.
tecrit bir
armağandır,
diğerlerine dayanıklılık
sınavı, gerçekten ne kadar
yapmak istediğinin
ölçüsü.
reddedilmeye rağmen,
olanaksızlığa rağmen,
yapmayı sürdürmelisin,
tahayyül edebileceğin her şeyden
daha güzeldir.
deneyeceksen,
sonuna kadar dene.
yok bununla kıyaslanabilecek
başka bir duygu.
tanrılarla
yalnız kalacaksın
ve alev alev yanacak
geceler.
sonuna kadar,
sonuna kadar.
hayatı o mükemmel kahkahanın
üzerine süreceksin, yok
başka değecek
savaş.
- ( Kimse Bilmez Ne Çektiğimi ; S: 198/199 )
dene.
yoksa, hiç kalkışma.
deneyeceksen, sonuna kadar
dene.
bu kız arkadaşını, karını, akrabalarını,
işini ve belki de
aklını yitirmene neden olabilir.
sonuna kadar git.
3-4 gün aç kalmak anlamına
gelebilir.
bir park bankında soğuktan tir tir
titremek anlamına gelebilir.
kodes anlamına gelebilir.
hor görülme,
alay
ve tecrit
anlamına gelebilir.
tecrit bir
armağandır,
diğerlerine dayanıklılık
sınavı, gerçekten ne kadar
yapmak istediğinin
ölçüsü.
reddedilmeye rağmen,
olanaksızlığa rağmen,
yapmayı sürdürmelisin,
tahayyül edebileceğin her şeyden
daha güzeldir.
deneyeceksen,
sonuna kadar dene.
yok bununla kıyaslanabilecek
başka bir duygu.
tanrılarla
yalnız kalacaksın
ve alev alev yanacak
geceler.
sonuna kadar,
sonuna kadar.
hayatı o mükemmel kahkahanın
üzerine süreceksin, yok
başka değecek
savaş.
- ( Kimse Bilmez Ne Çektiğimi ; S: 198/199 )
3 Kasım 2016 Perşembe
ŞARKICI
arena
bu öyleyse
ebediyen.
kazanmak ya da kaybetmek
zorunda olduğun
arena bu
demek.
başarısız olduğun
söylenemez,
ama daha fazlası bekleniyor
bu arenada.
başarısızlıkların da oldu,
sersemletici başarısızlıklar,
merhamet bekleme
bu arenada,
ya zafer ya da
ölüm,
canlı ya da
cansız.
en adildir
bu arena,
ne de iyi,
daimi kaçış yoktur
bu arenadan.
ve belli bir bedeli vardır
her geçici kaçışın.
ne alkol kurtarır seni
bu arenadan,
ne de aşk.
bu arenada
şimdi
Avrupa kıtasının halının bir ucundan bir ucuna uzanırken,
pencereden dışarı bakıp
kedileri, yaprakları ve gölgeler seyrederken,
yitirdiğin kadınları ve eski otomobilleri düşünürken
beyninin gerisinde,
popüler şarkılar söyleyebilirsin ancak.
- ( Kimse Bilmez Ne Çektiğimi ; S: 186/187 )
bu öyleyse
ebediyen.
kazanmak ya da kaybetmek
zorunda olduğun
arena bu
demek.
başarısız olduğun
söylenemez,
ama daha fazlası bekleniyor
bu arenada.
başarısızlıkların da oldu,
sersemletici başarısızlıklar,
merhamet bekleme
bu arenada,
ya zafer ya da
ölüm,
canlı ya da
cansız.
en adildir
bu arena,
ne de iyi,
daimi kaçış yoktur
bu arenadan.
ve belli bir bedeli vardır
her geçici kaçışın.
ne alkol kurtarır seni
bu arenadan,
ne de aşk.
bu arenada
şimdi
Avrupa kıtasının halının bir ucundan bir ucuna uzanırken,
pencereden dışarı bakıp
kedileri, yaprakları ve gölgeler seyrederken,
yitirdiğin kadınları ve eski otomobilleri düşünürken
beyninin gerisinde,
popüler şarkılar söyleyebilirsin ancak.
- ( Kimse Bilmez Ne Çektiğimi ; S: 186/187 )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





